Σάββατο, 6 Μαΐου 2017

Ortodoks Hıristiyan ilmihal ve azizlerin yaşamları Η ΑΓΙΑ ΕΙΡΗΝΗ ΧΡΥΣΟΒΑΛΑΝΤΟΥ (Ορθόδοξη κατήχηση στην Τουρκικη γλώσσα)






















AZ ZE R N XR SOBALANDU
Azize rini Bizans Kraliçesi Teodora döneminde yasadı (842
.s). Azizenin Kapadokya’lı idi. Ailesi aristokrat sınıfına ait
olmakla beraber azizenin kız kardesi Kraliçenin kardesi Varda
ile evliydi. O dönemlerde edetler geregi evlilikler küçük
yaslarda gerçeklesmekte idi bu yüzden Kraliçenin oglu 12 yasına
geldiginde evlenmesi için kendisine bir es bulunmasını istedi.
Kraliçenin hizmetkarları o zaman krallıgın bir çok yerine saraya
kız getirmek için gittiler. Bunlardan bazıları kapadokyada
azizeyi bularak genç krala götürdüler. Saraya dogru giderlerken
yolda herseyi daha önceden görebilen aziz oannıko’ya
rastladılar. Aziz genç rini’ye sunları söyledi:
- rini iyiki stanbul’a gidiyorsun çünkü Hrisovalandu
manastırının orada sana ihtiyacı var!
Böylece azize yoluna mutluluk içerisinde devam etti. Ayrıca
azizin ona bildirdigi bu haber için Tanrı’ya sürekli sükrediyordu.
Onlar saraya varana kadar genç kral evlenmisti bile. Böylece
rini Hrisovalandu manastırını ziyaret etti. Orada Rahibelik
hayatından o kadar etkilendiki kendisini Tanrı’ya adamaya karar
verdi. Hemen hizmetçilerini özgür bırakıp mirasını fakirlere
dagıtti ve rahibe oldu. Bundan sonraki günlerini Tanrı’ya
adadıgından sürekli sevgi isleri yapıyor sade ve basit bir hayat
yasıyor ve Tanrı yolunda ilerliyordu. Kendisine ait olan tek
esyası gece gündüz giydigi yün cübbesi idi ve onu yılda yalnızca
bir defa Paskalya bayramında degistiriyordu. Sert bir sekilde
oruç tutmayı çok seviyordu. Çogu zaman günde biraz ekmek ve
birazda su içiyor ve bazende biraz bitki yiyordu. Bütün zor
isleri sevgi ile yapıyor bütün ayinlere mutlulukla gidiyordu. Bos
vakti oldugu zaman kutsal kitapları okuyor ve bunun dısında bos
zamanının bir çogunu aksamdan sabaha kadar ellerini göge
yükselmis bir sekilde tutarak dua ediyordu. Basrahibe ve diger
rahibeler azizenin bu manevi açıdan yükselisine çok seviniyor
onun bu Tanri katına yükselis ritmine hayran kalıyorlardı. Azize
birgün odasında dua ederken seytan birseylerden rahatsız
olmusçasına azizenin karsısına çıktı ve ona sunları söyledi.
- Lanetli kadın dua etmeye bir son ver artık. Her dua
ettiginde ve Tanrı ile dua ettiginde bana iskence
çektiriyorsun.
Azize bu sözlere önem vermeyerek inanç içerisinde haçını yaptı
ve o anda kötü ruh oradan kayboldu. O zamanlar manastırın
basrahibesi çok agır bir hastalıga yakalanarak kısa bir süre
içerisinde vefat etti. Böylece rahibeler aziz Patrik Metodios’un
yanına giderek kimin bastahibe olması gerektigini sordular.
Bunun üzerine kutsal aziz rahibelere sunları söyledi:
- Hepinizin rahibe rini’yi basınız olarak seçmek istedigini
biliyorum. Evet iyi düsündünüz. Tanrı bana onun
özelliklerini gösterdi. Seçiminiz dogrudur.
Azize ilk önce böyle büyük ve sorumluluk isteyen bir görevi
kabul etmek istemedi ancak rahibelerden gelen baskı ile görevi
kabul ettikten sonra aziz Metodios onu manastıra basrahibe
tayin etti. Azize rini o zamandan sonra dua ile daha çok
ilgilenmeye basladı. Manastırın annesi olarak her bir beden için
ayrı ayrı sorumluluk duyuyordu ve bu yüzden bir çok gün bir
sabahtan diger sabaha kadar odasında kalıyor ve Tanrı’ya
rahibelerin Onun yolundan ayrılmamaları ve günahlardan uzak
durmaları için var gücüyle dua ediyordu. Odasında dua ettigi bir
gece seytanlar odasına gelerek azizeyi korkutmak ve onun
duasını yarıda kesmek için çıglıklar atmaya basladılar. Ancak
azize olanları umursamayarak Tanrı’ya dua etmeye ve Onunla
konusmaya devam etti. Seytanlardan birtanesi bu olaya
sinirlenerek kandilden bir mum yakarak azizenin üzerindeki
cübbeyi atese verdi. Alev alan kumas azizenin bedenini her ne
kadar yaksada azize sakin bir sekilde duasına devam ediyordu.
O sırada azizenin odasından dumanlar çıktıgını gören bir rahibe
hemen azizenin odasına gelerek cübbesine su dökerek yanan
kuması söndürdü. Bunun üzerine azize rahibeye sunları söyledi:
- Beni neden üzdün kızım? Karsımda Tanrının beyazlara
bürünmüs melegi basıma çelenk hazırlamakta idi. Onu
basıma koyacagı sırada sen geldin ve o buradan uzaklastı
ve bu nedenle kutsanma sansını kaybettim.
Atesin azizenin bedeninde yaratmıs oldugu yaralar çok uzun bir
sure muhtesem bir koku saçıyordu etrafa ve bu olaylardan
dolayı rahibeler Tanrı’ya sürekli sükrediyorlardı. Uzun yıllar
sonra Yüce Tanrı azizeye daha önceden olayları görebilme
yetenegini verdi. Bir çok inançlı kisi Tanrı’nın sevgili kuluna
sırlarını açıklayıp dermen buluyordu. Azize gece olunca ise
bütün insanlar adına dua etmek için bahçeye çıkıyordu. Bir gece
rahibelerden bir tanesi bahçeye çıktıgında hayretler içerisinde
dua eden azizenin havada oldugunu gördü. O sırada bir mucize
gerçeklesti. Bahçede bulunan iki tane çınar agacı azize dua
ederken saygıdan egildiler. Bu olayları gören rahibe diger
rahibelerin inanmaması durumunu göz önüne alarak her iki
agacın ucuna mendil bagladı. Sabah oldugunda rahibeler
mendilleri kimin o kadar yüksege koymus olabilecegini
birbirlerine soruyorlardı. Böylece rahibe gördüklerini diger
rahibelere anlattı ve rahibeler hep bir agızdan Tanrı’ya sükr
ettiler. Azize mucizenin baskaları tarafından ögrenildigini
duydugu zaman çok üzüldü çünkü onun insanların övgüsüne degil
yalnızca Tanrı’nın övgüsüne ihtiyacı vardı.
Günlerden bir gün manastıra bir denizci gelerek azizeye
sunları söyledi:
- Efendin ben Patmos adasından geliyorum. Yolculuguma
baslamadan kısa bir süre önce saygıdeger yaslı bir adam
yanıma geler adının Yanni oldugunu söyleyerek bana
cennetten getirdigi bu kutsallıgı size getirmemi
söyleyerek bana üç tane elma verdi.
Azize mutlu bir sekilde denizcinin elinden elmaları aldı. Elmaları
gönderen kisinin Hz. sa’nın ögrencisi Yuhanna oldugunu
anlamıstı. Yuhanna Patmos adasında yasamıs ve orada Tekvini
yazmıstır. Gözlerini dünyaya kapattıgı tarih 105 yılıdır. Bu
elmalar diger elmalardan çok farklıydılar çünkü hem çok
parlaktılar hemde muhtesem kokuyorlardı. Azize elmalardan bir
tanesini ısırdıgı anda bütün manastır muhtesem bir kokuya
büründü. kinci elmayı diger rahibelerle paylastı ancak üçüncü
elmayı odasına koyarak orada onu muhafaza etti. Bir zamanlar
bazı kötü insanlar krala giderek haksız yere bir kisinin krelın
düsmanı oldugunu söylediler ve kralda adamı tutuklatarak
gerçekleri ögrenmeden hapse attırdı. Bu adam sans eseri
azizenin akrabası idi ve bu yüzden azizenin yardımını istemek
için azizeye gittiler. Bunun üzerine azize gece dua ederek kralın
rüyasına girdi ve ona Xrisovalandu manastırının basrahibesi
oldugunu söyledikten sonra onu azarlayıp haksız yere hapse
attırmıs oldugu adamı serbest bırakmasını istedi. Kral korku
içerisinde uyanarak hemen manastıra ressamlar göndererek
azizenin resmini çizdirdi. Bunu yapmaktaki amacı rüyasında
gördügü kisinin gerçekten o olup olmadıgına emin olmaktı.
Ressamlar manastıra vardıkları zaman azize onları manastırda
karsılayarak onlara krallarına gördügü rüyanın gerçek oldugunu
söylemelerini söyledi. Buna ragmen ressamlar bir fırsatını
bularak azizenin resmini çizdiler. Ressamlar saraya döndükleri
zaman bir türlü inanmak istemeyen krala resmi gösterdikleri
anda resimden çıkan ısık onu kör etti. Kral çok korkarak hemen
tutuklatmıs oldugu adamı serbest bıraktı ve ardınıdan azizeye
pismanlık mektubu yollayarak kendisini tedavi etmesini istedi.
Böylece azize bir kere daha dua etti ve yüce Tanrı kralı tedavi
etti. Azize rini hayatını Tanrı’ya adayarak yasadı. Ve bu
yüzden bir çok mucizeler gerçeklestirdi. Bir gün Tanrı’nın
melegi azizeye görünerek gelen yılda onu beraberinde
götürecegini ve sonunun yaklastıgını azizeye bildirdi. O
zamandan sonra hayatının son günü için hazırlanmaya basladı.
Melegin ona bildirmis oldugu gün son kez Hz. sa’nın bedeni ile
kanını içti ve son elmayıda yedikten sonra bütün rahibeleri
toplayarak hepsi ile teker teker vedalastı. Hepsi aglıyordu ve
çok üzgündüler. Azize ölmeden önce rahibelere inanç ve sadelik
içerisinde yasamalarını tembih etti. Sade ve inançlı insanların
Tanrı’dan bir çok özellik elde ettiklerinide onlara söyledi.
Ardından yaslanarak mutluluk içerisinde dua etmeye basladı.
Azize o zaman 103 yasında idi. Canazesine bir çok insan
katılmıstı azizenin. Mezarından günümüze kadar gelmis olan
muhtesem bir koku yayılmaktadır. Bu bizlere azizenin yasamını
hatırlatmaktadır. Azizenin ismini agzına alan bir çok kisinin ise
sorunları çözülüyor ve daha bir çok mucize oluyor azizenin
mezarında. Azize rini Xrisovalandu’nun yortusu kilisemiz
tarafından her sene 28 Temmuzda kutlanmaktadır.

Δεν υπάρχουν σχόλια:

Δημοσίευση σχολίου